-Üzülme kardeşim Dün 50 milyonluk Yebada, bizi bağırlarına
basan annemiz babamız ve kardeşlerimiz vardı. Şimdi ise;
Kainatın yaşayan yüce efendisi, Bozkurt Han efendimiz, bizi
bağrına basabilecek, 8 milyar Dünyalıyı annemiz, babamız ve
kardeşlerimiz olarak bize kazandırdılar. Kainatın yaşayan yüce
efendisi, Bozkurt Han efendimiz, babamız sen çok yaşa!..
Komuta aracımda bulunan televizyoncular da dahil herkes
gözyaşlarına boğulmuşlardı. Tüm Yeba ve Dünya televizyonları
gözyaşına boğulan Yebaları ve Dünya insanlarını naklen ve canlı
olarak yayınlıyorlardı. Gerçekten çok duygusal anlar
yaşanıyordu. Ben bile gözyaşlarına boğulmuştum. Yardımcı
Yebarolarım hep bir ağızdan bağırdılar:
-Kainatın yaşayan yüce efendisi, Bozkurt Han efendimiz, babamız
sen çok yaşa, gücün daim olsun, ömrün bol olsun!..
Komuta aracım adeta yıkılıyordu. Her iki aracımızda bulunanlar
haykırdılar:
-Kainatın yaşayan yüce efendisi, Bozkurt Han efendimiz, babamız
sen çok yaşa, gücün daim olsun, ömrün bol olsun!..
Sorun
Damarlarda dolaşan kanda!.. Müslüman
Necip Türk Milleti, yaklaşık 150 yıldır,
doğup büyüdüğü, şehid ve gaziler verdiği öz
vatanı üzerinde, esir ve köle olarak
yaşamaktadır. Osmanlı'nın hile ve desise ile
yıkılmasından, 21 milyon kilometre karelik
Türk -vatan topraklarının iç edilmesinden
sonra, bu topraklar üzerinde kurulan uydu
devletlerin hakimiyeti de Haçlı
müstemlekecilerin inisiyatifine geçti.
Üzülerek söylememiz gerekirse;
7
Ocak 1946da kurulan, 14 Mayıs 1950 Beyaz İhtilâl ve Milli Demokrasi Bayramı
ile muktedir olarak; Necip Türk Milleti tarafından bütün engel, hile ve hain
tuzaklara rağmen devlet idaresine millet iradesini taşıdığı için; 27 Mayıs 1960
günü kanlı, kalleş ve hain bir tertiple arkadan vurularak, hiddetle ve şeametle
iktidarı gasp ve irtikap edilen, tarihi ve kadim Demokrat Parti; 52 yıldır
zımnen iktidar, hükümet ve hikmetin gerçek hak sahibidir.
Dış
politika da öyle bir yere geldik ki, insanın aklı almıyor. Sayın Başbakanın, Nereden
nereye sözü gelip beynimize oturuveriyor. Sahi biz nerelerden nerelere
gelmişiz?
Bugün
ülke yönetiminde bulunan erk, yıllar öncesinde, Batı Hıristiyan kulübüdür!
İsrail Siyonist! Müslümanlar kardeş!derlerken öte yandan da,
Cumhuriyeti kuranlar bizi İslam ülkelerinden kopardılar, İsraili tanıdılar,
Libya ve Cezayirde Fransızları desteklediler. Uyanın ey Müslümanlar uyanın, mal
ve canınızla CİHAT edin! serzenişinde bulunarak inançlı kesimleri bir
nevi isyana ve başkaldırmaya çağırıyorlardı.
Aradan
yıllar, köprülerin altından da tonlarca su geçti.
2003
baharında insanlık, doğanın güzelliklerinin tadını çıkarmaya
hazırlanırken talihsiz Irak halkı, dünya tarihinin en büyük
emperyalist güçleri olan Amerika Birleşik Devletleri ve
İngiltere'nin saldırı ve işgallerine maruz kaldı. Demokrasi ve
özgürlük vaadi ile sahneye çıktılar, ama Demokrasi ve özgürlük
oyununun her sahnesinde, insanlık adına yüz kızartıcı
görüntülerden başka bir şey sergileyemediler.
Prof. Dr.
Mustafa KAYMAKÇI
Cumhuriyet Başında Durum
Neydi?
Türkiye, bir doğu imparatorluğunun küllerinden emperyalizme karşı
zaferle kurulmuştu. Tarih sahnesinden silinmek üzere olan bir halk,
Atatürkün önderliğinde Kuvayı Milliye temelinde Cumhuriyet rejimine
geçmişti. Siyasal bağımsızlığını kazanan Türkiye ekonomik bağımsızlığını
da kazanmalıydı. Ancak bu, askeri zaferden daha da zordu. Çünkü
memleketin ekonomisi tam bir yıkıntıydı. Tarımsal üretimi de halkı
doyuramaz durumdaydı.
Mustafa TOMBULOĞLU
TÜRKİYE'NİN SURİYE POLİTİKASINI
ANLAMAK Suriye
halkı, 2000 yılında babasının ölümü üzerine, devlet başkanı olan
Beşar Esad ile her şeyin değişeceğini umuyordu. Gerek Suriye
halkı, gerek uluslararası kamuoyu Suriye'nin iç ve dış
politikalarında ciddi değişiklikler olacağı ve reform sürecinin
başlayacağı beklentisi içindeydi. Ancak, aradan on bir yıl
geçti...Beşar Esad da babası ve her diktatör gibi baskı ve
şiddeti seçti. Mart 2011'den bu yana kendi halkına silah
doğrultan Beşar Esad, binlerce kişinin ölümüne, on binlerce
kişinin gözaltına alınmasına ve işkenceye maruz kalmasına neden
oldu.
M. Emin BATUR
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının
Çin Ziyaretinin Teşrihi Türkiyede
her iktidar dönemine göre yayın politikası ve karakter
değişikliği gösteren, ihtiraslarının tatmin edilmesi oranında
efendilerinin kapıkuluna dönüşüveren, dilenciliği hayatta
kalmanın yegâne düsturu olarak benimsemiş olan bazı dalkavuk
basın organlarının ve şahısların Tek güç merkezi ben olmalıyım
sapkınlığı içindeki kişi ve kesimler tarafından ihya edile
geldikleri bilinen bir gerçektir.
Sene 2001, Bebek Katilinin Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinde duruşması yapılacak. Daha üç ay
öncesinden, Avrupanın tüm ülkelerinde, bölücü Kürtler
tarafından hazırlıklar yapılıyordu. Uçaklar, otobüsler ve hızlı
trenler kiralanıyordu. Kürt kökenli vatandaşlarımıza zorla
biletler satılıyor, haraçlar alınıyordu.
GELMESEYDİ
Daha bir kaç gün önce, 26 yiğidimizi teröre şehid
verdik. Anaların ve babaların yanı sıra, kanı bozuk
olmayan tüm halkımızın ciğerleri yandı ve köz oldu.
Pazar günü tün Türkiye bayrağımızı kaparak meydanlara
indi. Mehmetçiğimiz dağlarda teröristlerin peşine düştü.
Yeni şehid haberleri gelmeye devam ediyordu.
Meydanlardaki öfkeli insanların öfkesi doruğa çıkmıştı
ki; Vanda 7.2 şiddetinde deprem olduğu haberi
meydanlara düştü.
Dr. Can HATIPOĞLU
(BTH)
HEMŞERİ DERNEKLERİNE ÇOK İŞ
DÜŞÜYOR!.. Azıcık
tarih bilgisi olanlarımız, Necip Türk Milletinin bilinen tüm
devletlerinin, düşmanların kandırdığı kanı bozukların ihanetiyle
yıkıldığını bilirler. Yani, kendi devletimizi, içimizdeki
beslemelerimizin ihanetiyle kendimizin yıktığına binlerce yıl
seyirci kaldık.
PKK adı verilen kancık ve hain örgütün, kandırdığı bir terörist,
yolcu gemisini kaçırdı.
Her türlü basın-yayın
organlarında Doğu Türkistan yerine kullanılan: "Uygurlular", Sinkiang",
"Sincan","Şincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", "Sinciang Uygur Otonom Bölgesi"
terimlerini kesinlikle kabul etmediğimizi önemle ilan ediyoruz.