|
Kararın açıklandığı saatlerden bu yana en çok söylenen söz: “Demokrasi
kazandı”
Bırakın Allah aşkına şu geveze çaçaronlar, prototipler, sulta ve
saltanat uşakları ile parti sahiplerinin maaşlı memurlarını. İstisnasız
hepsi apaçık yalan söylüyor, sıfır numara yağcılık, yalakalık ve
dalkavuklukla polemik yaratmak istiyorlar.
Üstelik bunlar Cumhuriyet ve demokrasinin ne anlama geldiğini bile
bilmiyorlar.
Cumhuriyet: Milletin egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli
süreler için bizzat seçtiği millet-vekilleri aracılığıyla kullandığı
devlet biçimi. (TDK, Sözlük, s: 263) Devlet reisi, millet veya Millet
Meclisi tarafından seçilen hükümetlerin halkı; Adalet, hukuk, hikmet,
meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibaret meşruiyetle idare
usulüdür. (Yeni Lügat, Abdullah Yeğin-s: 88) Demokrasi: Halk egemenliği
temeline dayanan yönetim biçimi, el erk’i, demokratlık, (TDK, Türkçe
Sözlük, s: 353) Ekseriyet, hak, adalet, kanun, kaide ve eşitlik fikrinin
hakim olduğu hükümet biçimi. (Büyük Lügat, s: 102)
Adalet bilimi, Tarih ve hukuk sosyolojisinde yer alan tanım:
Cumhuriyet: Cem, cumhur, cum’a, cemaat ve cemahiriye’den tevarüs etmiş,
İslâm kültürü ve Türk medeniyetinin “medeni siyaset” kavramına dayanan
çok özlü bir terimdir. Kök olarak medeni bir tolumun aralarından en
bilge, onur-erdem, beka ve basiret sahibi, ilim, irfan ve kelam sahibi
insan-ı kâmilleri seçerek şura’yı oluşturması ve milletin hak, adalet,
hukuk ve hikmetle yönetiminin temin ve tedviri (sağlanması-yürütülmesi)
anlamına gelir.
Demokrasi ise, yaradılışa (fıtrata) uygun kural ve kaidelerin tam bir
bilimsel standart, norm, ilke ve kriterler bütünü çerçevesinde tavizsiz
ve ivazsız olarak uygulandığı; Milletin tam bir eşitlik içinde huzur,
güven, emniyet, adalet ahlakı, refah, zenginlik ve mutluluğunun
sağlandığı; Kurallara mutlaka uyulduğu, uymayanların uyarıldığı, suç
sebep ve unsurlarının yok edildiği, buna rağmen suç işleyenlerin devlet
tarafından tutuklanarak adalet cihazınca cezalandırıldığı; Anarşi, terör
ve tedhişin kesin olarak önlenerek amillerinin ortadan kaldırıldığı;
Binnetice, “Millet iradesinin devlet idaresinde hakim kılındığı”;
Bilimsel ve doğrusal yönde gelişimini ikmal etmiş insani bir idare
biçimidir.
Türk inkılâbı ve inkılâbın temel ilkeleriyle örnekleyecek olursak:
Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir; Cumhuriyet fazilettir, erdemdir.
(Mustafa Kemal Atatürk)
Yukarda açıklanan ve ilmi disiplin içinde tanımlanan orijin’e göre
söyleyin bakalım:
Kapatma davası ile demokrasi arasında bir ilişki kurmak da mümkün mü?
Elbette değildir. Çünkü genel kanaat, bu davada halkın iradesi ve meşru
siyaset hakkının değil, bazı iç ve dış çıkar örgütleri, işleyen düzen ve
çevrelerinin hükümet erki ile ilişkileri ve bu ilişkiler bağlamında,
öteden beri (yasal ve yasa dışı) her türlü ve şeye rağmen sürdüre
geldikleri çıkarlarının devam edip etmeyeceği konuşuluyordu diye
düşünülmektedir. Bu yaklaşım ve düşünce tarzının yanlış olduğunun
kanıtlanabilmesi için AKP ve hükümetinin bundan böyle yukarda vazedilen
tanımlara standart, ilke, norm ve kriterlere uyması ve kendini
uydurmasını bilmesidir. Aksi takdirde Cumhuriyet, adalet, hukuk ve
demokrasi bütün usul ve unsurları ile çok ağır bir töhmet, şeamet ve
şaibe altına girmiş olacaktır. Şu kertede bu karar bir uzlaşmayı
göstermektedir, ancak bu durum geçicidir. Devletin nasıl yönetildiği
bugün daha açık bir biçimde ortadadır. Halkın ezildiği, yoksullaştığı,
iradesinin hiçe sayıldığı, bir bozuk düzenin her yanından şapır-şapır
döküldüğü, gerçekte hak, adalet, hukuk ve demokrasi’ nin olmadığı
çilekeş halkımız tarafından çok iyi görülmekte ve bilinmektedir. Millet
neler olup bittiğinin farkındadır.
Bundan böyle amaç: Gerçek anlamda laik, hür-hükümran, özgür ve bağımsız
bir ülke, namuslu-dürüst demokrat-saydam devlet, mutlak adalet-hukuk,
birbirinden bağımsız hakiki kuvvetler ayrılığı, her ne pahasına olursa
olsun “Temiz Eller” harekâtının tamamlanması olmalı… Bu hesaplaşma ve
özeleştiri sonucu demokrasi aşkı ve cumhuriyet güneşi tekrar doğarak
kutsal insan unsurumuzun yüreği ve ülkemizin mübarek semalarında
yükselmelidir. |