Kapatma davası, Cumhuriyet ve Demokrasi
 

Mustafa Nevruz SİNACI

Siyaset Bilimci, Hukukçu, Yazar  

DP 7. ve 9. Dönem

Genel Başkan Yardımcısı

 

Kararın açıklandığı saatlerden bu yana en çok söylenen söz: “Demokrasi kazandı”
Bırakın Allah aşkına şu geveze çaçaronlar, prototipler, sulta ve saltanat uşakları ile parti sahiplerinin maaşlı memurlarını. İstisnasız hepsi apaçık yalan söylüyor, sıfır numara yağcılık, yalakalık ve dalkavuklukla polemik yaratmak istiyorlar.

Kararın açıklandığı saatlerden bu yana en çok söylenen söz: “Demokrasi kazandı”
Bırakın Allah aşkına şu geveze çaçaronlar, prototipler, sulta ve saltanat uşakları ile parti sahiplerinin maaşlı memurlarını. İstisnasız hepsi apaçık yalan söylüyor, sıfır numara yağcılık, yalakalık ve dalkavuklukla polemik yaratmak istiyorlar.
Üstelik bunlar Cumhuriyet ve demokrasinin ne anlama geldiğini bile bilmiyorlar.
Cumhuriyet: Milletin egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için bizzat seçtiği millet-vekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi. (TDK, Sözlük, s: 263) Devlet reisi, millet veya Millet Meclisi tarafından seçilen hükümetlerin halkı; Adalet, hukuk, hikmet, meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibaret meşruiyetle idare usulüdür. (Yeni Lügat, Abdullah Yeğin-s: 88) Demokrasi: Halk egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erk’i, demokratlık, (TDK, Türkçe Sözlük, s: 353) Ekseriyet, hak, adalet, kanun, kaide ve eşitlik fikrinin hakim olduğu hükümet biçimi. (Büyük Lügat, s: 102)
Adalet bilimi, Tarih ve hukuk sosyolojisinde yer alan tanım:
Cumhuriyet: Cem, cumhur, cum’a, cemaat ve cemahiriye’den tevarüs etmiş, İslâm kültürü ve Türk medeniyetinin “medeni siyaset” kavramına dayanan çok özlü bir terimdir. Kök olarak medeni bir tolumun aralarından en bilge, onur-erdem, beka ve basiret sahibi, ilim, irfan ve kelam sahibi insan-ı kâmilleri seçerek şura’yı oluşturması ve milletin hak, adalet, hukuk ve hikmetle yönetiminin temin ve tedviri (sağlanması-yürütülmesi) anlamına gelir.
Demokrasi ise, yaradılışa (fıtrata) uygun kural ve kaidelerin tam bir bilimsel standart, norm, ilke ve kriterler bütünü çerçevesinde tavizsiz ve ivazsız olarak uygulandığı; Milletin tam bir eşitlik içinde huzur, güven, emniyet, adalet ahlakı, refah, zenginlik ve mutluluğunun sağlandığı; Kurallara mutlaka uyulduğu, uymayanların uyarıldığı, suç sebep ve unsurlarının yok edildiği, buna rağmen suç işleyenlerin devlet tarafından tutuklanarak adalet cihazınca cezalandırıldığı; Anarşi, terör ve tedhişin kesin olarak önlenerek amillerinin ortadan kaldırıldığı; Binnetice, “Millet iradesinin devlet idaresinde hakim kılındığı”; Bilimsel ve doğrusal yönde gelişimini ikmal etmiş insani bir idare biçimidir.
Türk inkılâbı ve inkılâbın temel ilkeleriyle örnekleyecek olursak: Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir; Cumhuriyet fazilettir, erdemdir. (Mustafa Kemal Atatürk)
Yukarda açıklanan ve ilmi disiplin içinde tanımlanan orijin’e göre söyleyin bakalım:
Kapatma davası ile demokrasi arasında bir ilişki kurmak da mümkün mü?
Elbette değildir. Çünkü genel kanaat, bu davada halkın iradesi ve meşru siyaset hakkının değil, bazı iç ve dış çıkar örgütleri, işleyen düzen ve çevrelerinin hükümet erki ile ilişkileri ve bu ilişkiler bağlamında, öteden beri (yasal ve yasa dışı) her türlü ve şeye rağmen sürdüre geldikleri çıkarlarının devam edip etmeyeceği konuşuluyordu diye düşünülmektedir. Bu yaklaşım ve düşünce tarzının yanlış olduğunun kanıtlanabilmesi için AKP ve hükümetinin bundan böyle yukarda vazedilen tanımlara standart, ilke, norm ve kriterlere uyması ve kendini uydurmasını bilmesidir. Aksi takdirde Cumhuriyet, adalet, hukuk ve demokrasi bütün usul ve unsurları ile çok ağır bir töhmet, şeamet ve şaibe altına girmiş olacaktır. Şu kertede bu karar bir uzlaşmayı göstermektedir, ancak bu durum geçicidir. Devletin nasıl yönetildiği bugün daha açık bir biçimde ortadadır. Halkın ezildiği, yoksullaştığı, iradesinin hiçe sayıldığı, bir bozuk düzenin her yanından şapır-şapır döküldüğü, gerçekte hak, adalet, hukuk ve demokrasi’ nin olmadığı çilekeş halkımız tarafından çok iyi görülmekte ve bilinmektedir. Millet neler olup bittiğinin farkındadır.
Bundan böyle amaç: Gerçek anlamda laik, hür-hükümran, özgür ve bağımsız bir ülke, namuslu-dürüst demokrat-saydam devlet, mutlak adalet-hukuk, birbirinden bağımsız hakiki kuvvetler ayrılığı, her ne pahasına olursa olsun “Temiz Eller” harekâtının tamamlanması olmalı… Bu hesaplaşma ve özeleştiri sonucu demokrasi aşkı ve cumhuriyet güneşi tekrar doğarak kutsal insan unsurumuzun yüreği ve ülkemizin mübarek semalarında yükselmelidir.

 

 

  

  

  

Google

Copyrights (c) 2004  karun@karunpc.com   

www.karunpc.com