|
Terör yine can aldı.
İstanbul’un Güngören semtinin trafiğe kapalı yaya bölgesinde arka
arkaya patlayan bombalar sonucunda, üçü çocuk olmak üzere 17
vatandaş hayatını kaybederken 154 vatandaş da çeşitli yerlerinden
yaralandı.
Ortalığın kan gölüne döndüğü son derece insanlık dışı bu eylem, tüm
yurdu mateme boğdu. Olay sonrasında vatandaşlar tarafından
“Kahrolsun PKK” sloganları atılırken, pencere ve balkonlara da Türk
bayrakları asıldı. Yetkililer de eylemin PKK tarafından yapılma
ihtimalinin yüksek olduğunu, eylemi yapan şahısların eşkâllerinin
belirlendiğini ve en kısa sürede yakalanacaklarını söylediler.
Parti liderleri, sivil toplum örgütleri, çeşitli dernek ve
kuruluşlar, söz konusu eylemi kınadılar. DTP’nin son kongresinde
Genel Başkanlığa getirilen Ahmet Türk ve Eş Başkanlığa getirilen
Emine Ayna da eyleme ilişkin malum görüşlerini dile getirdiler.
DTP’liler, yaptıkları açıklamalarda, PKK’nın diğer bazı eylemleri
sonrasında olduğu gibi peşinen ve ağız birliği yaparak “Biz
yapmadık, onlar yaptı. Bu bir komplodur” demeye getirerek eylemin
suçunu, kendilerince Devletin sözde derinliklerine, ancak bu sefer
son ayların modası olan “Ergenekon”a bağlamaya çalıştılar.
Aynı gayret, Ankara Anafartalar Çarşısı’nda ve Diyarbakır’daki
askeri araca yönelik yapılan bombalı saldırılarda da yaşanmıştı.
Eylemlerin hemen sonrasında, Devlet’e yönelik “çamur” kampanyası
başlatan DTP, eylemlerin PKK tarafından yapılmasının anlaşılması ile
bu kez işi “Dansöz” kıvraklığıyla “Terör kimden gelirse gelsin,
kınıyoruz” diyerek, karalamalarına sinsi bir boyut kazandırdılar.
Açıkça, “PKK’nın bu terör eylemini kınıyoruz” diyemeyen/demeyen
DTP’nin yaptığı bu açıklama, gerçekten de son derece “sinsi” idi.
“Terör, Kimden Gelirse Gelsin’in Gizli Anlamı” başlıklı geçmiş
yazımda bundan derinlemesine bahsetmiştim. Kısaca tekrar etmek
gerekirse; terörün kimden geldiği belli olmasına rağmen, kullanılan
“Kimden” ifadesiyle dikkat, diğer tarafa çekilmeye çalışılmıştı.
Yani, terörü kınıyor gibi görünüp Devleti de, Devletin güvenlik
güçlerini de işin içine sinsice sokmaya gayret sarf edilmişti.
Bu kez de aynısı oldu. Patlamaların hemen sonrasında DTP’li Türk ve
Ayna, yine kınama görünümlü açıklamalarını çamurla sıvadılar ve
olayı, Devletin yerine “Ergenekon”a bağlamaya çalıştılar.
Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur misali, DTP'nin 20
Temmuz'da Ankara’da yapılan 2. Olağan Kongresinde de DTP’liler,
Ergenekon davasına destek verdiklerini açıklamış, Emine Ayna da;
“Asıl sorgulanması gereken Genelkurmay ve onun darbeci zihniyetidir”
diyerek, TSK’yı doğrudan hedef göstermişti.
Umarım, son derece vahşi ve insanlık dışı bu eylemin failleri en
kısa sürede yakalanırlar. Eğer bu mahlûklar PKK’lı çıkarlarsa,
DTP’lilerin geçmişteki o morarmış yüzleri daha ne kadar morarır
bilemem. Ancak, edinilen tecrübelerden anlaşılacağı üzere tahmin
ettiğim bir şey var ki; yine “sinsi” bir dansözlükle “kınıyor” gibi
görünüp aslında “ıkınıyor” olacaklarıdır. |